Beylerbeyi Sarayı

Beylerbeyi Sarayı, Üsküdar’da, Beylerbeyi semtinde, İstanbul Boğazı’nın kıyısında yer almaktadır.

Bizans Dönemi’nde, İmparator Konstantinus’un diktirdiği bir haçtan dolayı “İstavroz Bahçeleri” adıyla anılan bölge, Osmanlı Dönemi’nde padişahların hasbahçelerinden biri olarak kullanılmıştır. 16. yüzyılda Rumeli Beylerbeyi Mehmed Paşa’nın burada bulunan köşkünden dolayı bu semt “Beylerbeyi” olarak anılmaya başlanmıştır.

Çeşitli dönemlerde padişahların ilgisini çeken Beylerbeyi, yaptırılan kimi köşk ve kasırlarla yazlık olarak kullanılan bir niteliğe kavuşmuş, 1829’da Sultan II. Mahmud’un yaptırdığı ahşap sahil sarayı ile yeni bir hareket kazanmıştır.

Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından, II. Mahmud Dönemi’nden kalma ahşap sahil sarayı yıktırılarak 1863-65 yılları arasında, dönemin tanınmış mimarı Sarkis Balyan’a yaptırılmıştır. Saray genellikle yaz aylarında, özellikle de yabancı devlet başkanlarının ağırlanmasında kullanılmıştır. 1869’da Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Josef, 1869 ve 1911’de Fransız İmparatoriçesi Eugénie (Öjeni), 1873’te İran Şahı Nasıreddin, 1874’te Karadağ Prensi Nikola, 1878’de Rus Orduları Başkumandanı Grandük Nikola sarayda ağırlanan konuklardan bazılarıdır. Tahttan indirildikten sonra önce Selanik’e gönderilen daha sonra İstanbul’a getirilen Sultan II. Abdülhamid de 1918 yılındaki ölümüne kadar, son altı yılını bu sarayda geçirmiştir. Cumhuriyet döneminde de, 1934’de Türkiye’ye gelen İran Şahı Pehlevi, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından bu sarayda ağırlanmıştır.

Saray, mekân düzenlemesi dikkate alındığında bir orta sofaya açılan köşe odalarından oluşan geleneksel Türk Evi planına benzerlikler göstermektedir. Harem ve Selamlık olarak iki ana bölümden oluşan sarayda Selamlık bölümü, Dolmabahçe Sarayı’nda olduğu gibi hem mefruşat hem de süsleme açısından Harem’den daha zengin tutulmuştur. Süsleme programına bakıldığında inşa edildiği dönemde Avrupa’yı etkisi altına alan oryantalist üslubun dekorasyon öğelerindeki etkisi belirgin bir şekilde görülebilmektedir.

Yazlık bir saray olarak yaptırılmış olan Beylerbeyi Sarayı’nın alt kat orta salonunda Batılı üslupta olmakla birlikte Osmanlı mimarlık geleneğinden gelen bir unsur olarak sıcak yaz günlerinde mekâna serinlik katacak bir havuza yer verilmiştir. Mutfak ve depo olarak kullanılan bodrum katının üstünde iki kat bulunan sarayda 3 giriş, 6 salon ve 26 oda mevcuttur. Rutubete ve sıcağa karşı döşemeleri Mısır’dan getirtilen hasırlarla kaplanmıştır. Çoğunluğu Hereke yapımı büyük boyutlu halı ve kilimleri, Fransız Baccarat kristal avizeleri, Fransız saatleri, Çin, Japon, Fransız ve Yıldız vazoları ile sedefli mobilya takımları sarayın görülmeye değer sanat yapıtlarından bazılarıdır.

Boğaziçi’nin Anadolu kıyısında özel konumuyla dikkati çeken Beylerbeyi Sarayı’nı son dönem Osmanlı saraylarından ayıran yönlerinden biri de yamaçlara doğru setler biçiminde yükselen ve bu yüzden “Set Bahçeleri” adıyla anılan bahçeleridir. Üst set bahçesinde bulunan büyük havuzun çevresinde yer alan Sarı Köşk, saltanat atlarının barındığı devrinin en ilginç örneğini yaşatan Ahır Köşk ve II. Mahmud Dönemi’nden kalan ve Osmanlı Serdab Köşkü geleneğinin son uygulamalarından biri olan selsebilli Mermer Köşk, sarayın diğer yapılarını oluşturmaktadır.

Beylerbeyi Sarayı’nın ilginç özelliklerinden biri de Set Bahçeleri’nin altından geçen tarihi tüneldir. Tünelin ortasında yer alan çeşmenin kitabesinde, Sultan II. Mahmud’un adı geçmekte ve yapının tarihlendirilmesinde önemli bir ipucu oluşturmaktadır. Üst set bahçesindeki büyük havuz ve Mermer Köşk gibi II. Mahmud Dönemi’nden kalan bu tünel, Boğaziçi Köprüsü’nün çevre yolları yapılıp ulaşım sağlanana kadar Boğaz hattını Üsküdar’a bağlayan yol hizmetini görmüştür. Daha sonra Milli Saraylar tarafından yapılan çevre düzenlemeleriyle bir sergi alanı haline getirilmiştir.

Adres:

Beylerbeyi Üsküdar

Tel :

(0216) 321 93 20

 

Ziyaret Saatleri

Perşembe Günleri Kapalıldır.
Açılış / Kapanış: 09:00 – 17:00

İLETİŞİM

Adres:Beylerbeyi Üsküdar
Tel :(0216) 321 93 20