Eyüp Sultan Camii ve Külliyesi

Eyüp Sultan Camii, Eyüp ilçesinde yer almaktadır.

Cami, adını Hz. Muhammed’in yakın arkadaşı Ebu Eyyüb el-Ensari’den almıştır. Emeviler döneminde İstanbul kuşatmasına katılan ve şehit düşerek burada defnedilen Eyyüp el-Ensari’nin, İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethinden sonra kabri keşfedilerek bugünkü türbesinin olduğu yere türbe ile birlikte cami ve diğer yapılar inşa edilmiştir. Peygamber sahabesine hürmeten Eyüp Sultan olarak anılmaya başlanmış, ardından bu bölge de onun adıyla anılır olmuştur. İstanbul’un ve Türkiye’nin en önemli ziyaret merkezlerinden biridir. Eyüp Camii Külliyesi olarak da bilinmektedir.

Türbeyle birlikte cami, Fatih Sultan Mehmed döneminde 1459 yılında inşa edilmiştir. Aynı zamanda İstanbul’un ilk selatin camii özelliğini taşımaktadır. Külliye olarak inşa edilen yapı topluluğundaki imaret, hamam ve medrese günümüze ulaşmamıştır.

İstanbul’da büyük can ve mal kaybına sebep olan 1766 yılındaki depremde Eyüp Sultan Camii büyük hasar görmüş, III. Selim döneminde yıktırılarak, 1800 (1215) yılında yeniden inşa edilmiştir.

Dikdörtgene yakın planlı yeni cami düzgün küfeki taş malzemeden inşa edilmiştir.

Cami, Türk mimarisinde Batı sanat tesirlerinin hâkim olduğu bir dönemde yapılmış olmasına rağmen klasik sanat geleneğine belli bir dereceye kadar bağlı kalındığını göstermektedir. Cami ana mekânı altısı yuvarlak kesitli payeler, ikisi kıbledeki mihrap çıkıntısının köşeleri olmak üzere sekiz destekli tipte yapılmıştır. Caminin tasarımında, Osmanlı döneminde Mimar Sinan’ın tekrar ele alıp geliştirdiği, merkezi kubbeli ve sekiz destekli şema kullanılmıştır. Bu durum, Mimar Sinan’ın bazı eserlerinde kullandığı sistemin burada son uygulanışını göstermektedir. Pâyelerin başlıkları barok üslûptadır.

Caminin üzeri ortada sekizgen kasnağa oturtulmuş büyük bir kubbe ile yanlarda dört yarım, dört de çeyrek kubbe ile örtülmüştür.

Ana mekânı üç taraftan ince desteklerle ayrılan mahfiller ve bunların üstünde yer alan galeriler çevirmektedir. Hünkâr mahfili sağdaki galerinin kıble tarafındaki köşesindedir.

Vaaz kürsüsü, mihrab ve minber mermer malzemeden barok ve rokoko üsluplarında yapılmıştır.

Avlu ile cami arasında uzanan beş bölümlü son cemaat yeri ortadaki oval biçimde olmak üzere beş kubbe ile örtülmüştür. Mermer çerçeveli taçkapı üstünde Arif adlı şairin yazdığı dokuz dörtlükten oluşan uzun kitabede caminin tarihçesi hakkında bilgi verilmektedir.

Eyüp Sultan Camii Hünkar Kasrı, dış avlunun batı cephesinde yer almaktadır.

Eyüp Sultan Türbesi iç avlunun kuzey cephesinde yer almaktadır.

İlk caminin inşa tarihi 1459 olduğuna göre türbenin 1457-58 yılında inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Eyüp Sultan Türbesi sekizgen planlı kubbeli, klasik dönem türbe mimarisinde kesme taştan yapılmıştır.

Türbe, ziyaret bölümü ve türbe şeklinde tasarlanmıştır.

Ziyaret bölümünü iç avludan ayıran duvarın yüzeyi dönemleri ve imal yerleri farklı olan değişik kompozisyonlar içeren çinilerle kaplanmıştır. Burada yer alan çinilerin çoğu onaltıncı yüzyılın ikinci yarısına ve onyedinci yüzyıla ait olup İznik çini ve panoları Topkapı Sarayı deposundan getirtilerek buraya yerleştirilmiştir.

İç mekanın genelinde hakim olan naturalist üsluptaki çiniler bahar dallıdır.

Ziyaret bölümünün duvarında Hazreti Muhammed’in ayak izi bulunmaktadır.

Kadem-i Saadet’in solunda büyük bir çini pano yer almaktadır.

Türbenin duvarları pencere sıralarının arasına kadar “Mühr-i Süleyman” motiflerinin yer aldığı, beyaz zeminli onsekizinci yüzyıl Kütahya çinileriyle kaplanmıştır.

Sandukanın ayakucunda 1607 yılında I. Ahmed tarafından inşa ettirilen “Kısmet Kuyusu” bulunmaktadır.

Sandukanın karşısında yer alan çini pano klasik devrin en güzel örneklerinden birini teşkil etmektedir.

Türbe çinilerinden en dikkat çekici olanları klasik devir İznik çinisi olan selvi panolardır.

Eyüp Sultan’a ait ahşap sandukayı kaplayan, II. Mahmud’un hediyesi siyah puşidenin üzerine simle işlenmiş celi sülüs hatlı yazı hakkolunmuştur. Bu yazıların büyük kısmı Mustafa Rakım Efendi’ye, bir kısmı da II. Mahmud’a aittir. Puşide II. Abdülhamid zamanında ilk haline bağlı kalınarak yenilenmiştir.

Türbedeki en muhteşem eser, III. Selim’in yaptırdığı som gümüş şebekedir. Osmanlı maden sanatının barok üsluptaki bir şaheseri olan bu şebeke, uzun kenarlarda üçer, kısa kenarlarda ikişer olmak üzere on parçadan meydana gelmektedir.

Türbenin duvarlarındaki kıymetli hat levhaları arasında birçok Osmanlı hükümdarının da hattı dikkat çekmektedir.

Avluda türbenin önündeki sebil, Sultan I. Ahmed tarafından inşa ettirilmiştir. Sebil mermerden olup üç pencerelidir. Şebekeleri ayıran sütunların mukarnaslı başlıkları, bunların da üzerlerinde sivri Türk kemerleri vardır. Kemer boşluklarında mermerden işlenmiş şebekeler, bunlarla pencereler arasında kitabeler yer almaktadır. Pencerelerde görülen tunç şebekelerin altı uçlu yıldız biçimindeki motifleri sebilin klasik üslûbuna uymamakta, sonradan yapılmış oldukları izlenimini bırakmaktadır.

 

Ziyaret Saatleri

7/24 Ziyaret Açıktır.

İLETİŞİM

İslambey, Eyüp Sultan Bulvarı, Eyüp Sultan Meydanı, 34050 Eyüp/İstanbul