Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, Sultanahmet’te, İbrahim Paşa Sarayı’nda hizmet sunmaktadır. Türk ve İslâm Sanatı eserlerini topluca kapsayan ilk Türk Müzesi olma özelliğinin yanı sıra aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu döneminde açılan son müze olma özelliğini taşımaktadır.

 

Müzenin kuruluş çalışmaları, 19. yüzyıl sonunda ülkenin her yöresindeki vakıf binalarından, cami, mescit, tekke ve türbelerden sürekli olarak eser çalınması nedeniyle başlatılmıştır.Müze, Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden biri olan Süleymaniye Camii Külliyesi içinde yer alan imaret binasında 1914’te “Evkaf-ı İslâmiye Müzesi”  adıyla ziyarete açılmıştır.

 

Cumhuriyetin ilanından sonra “Türk ve İslâm Eserleri Müzesi” adını alıp 1983 yılında bugün içinde bulunduğu İbrahim Paşa Sarayı’na taşınmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından sadrazamı İbrahim Paşa’ya hediye edilen saray, 16. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisinin önemli yapılarından biridir. İstanbul’un ünlü tarihi alanı “At Meyadanı”nda, eski hipodrom kademeleri üzerinde yükselen saray, tüm sivil yapıları ahşap olan Osmanlı geleneğinin aksine, kagir olarak inşa edilmiştir. Sarayın ne zaman, kim tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmese de II. Beyazıd döneminde yapıldığı düşünülmektedir. 1582’deki büyük sünnet töreni öncesi yapılan değişikliklerin ve yeni giriş kapısının Mimar  Sinan tarafından yapıldığı bilinmektedir.

 

Saray, bir sadrazam sarayı olmasının yanı sıra, belli dönemlerde “Seyirlik Saray” işlevini de yerine getirmiştir. Saraydaki ilk tören, İbrahim Paşa’nın 1524 yılında Sultan’ın kız kardeşi Hatice Sultan ile evlenmesi nedeniyle düzenlenmiştir. Kanuni Sultan Süleyman, şehzadeleri Mustafa, Mehmet ve Selim’in 1530 yılındaki sünnet düğünü şenliklerini İbrahim Paşa Sarayı’nın şahnişinden izlemiştir. Sarayın ünlü merasim salonu ve Divanhane’si 1966 – 1983 yılları arasında restore edilerek bugünkü durumuna gelmiştir. Tarihi belgelerde İbrahim Paşa Sarayı’nın Vezir Sarayları’nın en büyüğü ve Topkapı Sarayı’ndan bile daha muhteşem olduğundan söz edilmektedir.

 

Türk ve İslâm Eserleri Müzesi koleksiyonları çeşitli açılardan önem taşımaktadır. Her şeyden önce imparatorluğun en önemli dini yapılarından toplanan eserler, büyük çeşitlilik göstermektedir. İslâm sanatının en erken döneminden 20. yüzyıla uzanan bir çizgide, içinde Emevi, Abbasi, Kuzey Afrika (Magrip), Endülüs, Fatimi, Selçuklu, Eyyubi, İlhanlı, Memluk, Timurlu, Beylikler, Safavi, çeşitli Kafkas ülkeleri ve tabii ki zengin Osmanlı Dönemi eserlerini barındıran bu koleksiyon, eserlerin çoğunlukla geldikleri yerin bilinmesini sağlayan Vakıf kayıtları nedeniyle de büyük bir belge değeri taşımaktadır.

 

Müzenin “El Yazmaları” bölümü, hemen hiçbir koleksiyonda benzerine rastlanmayacak nicelik ve niteliktedir. Erken İslâm döneminden 20. yüzyıla kadar uzanan geniş bir zaman dilimini ve İslâm dünyasının geniş coğrafyasındaki tüm ülkeleri kapsayan koleksiyon, Osmanlı Sultanları’nın kendi adlarına yaptırdıkları vakıf binalarındaki kütüphaneleri için dönemlerinin en usta sanatçı ve hattatlarına yazdırdıkları eserler veya onlara hediye edilmiş eserlerle ayrı boyut kazanmaktadır. Ayrıca ferman, berat, vakfiye gibi benzersiz belgeler de içeren koleksiyon, 18.298’i bulan eser sayısı ile tüm bilim dünyasınca tanınmaktadır.

 

Müzenin halı koleksiyonu, 1700’ü bulan sayısıyla dünyadaki en önemli koleksiyonlardandır. Bu koleksiyon, müzenin yabancı yayınlarda, bir “Halı Müzesi” olarak tanımlanmasına neden olacak zenginlik ve çeşitlik göstermektedir. 13. yüzyıl Selçuklu dönemi halılarının yanı sıra, tüm Osmanlı halı grupları bu koleksiyonda olanca çeşitliliği ile temsil edilmekte, ayrıca bir ticaret metaı olmadıklarından ötürü fazla tanınmayan, imparatorluğun geniş kırsal alanlarında dokunmuş ve yörelerindeki camilere verilmiş taşra tipi halıların 17. yüzyıl’a kadar inebilen örnekleri de koleksiyonda çok önemli bir grup oluşturmaktadır. Ayrıca zengin halı geleneğine sahip İran ve Kafkasya’nın çeşitli bölgelerine ait dev boyutlu örnekler de müzenin halı koleksiyonuna önemli bir özellik katmaktadır.

 

Müze koleksiyonunda yer alan madeni eserler, özellikle Orta Çağ maden sanatı açısından önem taşımaktadır. Anadolu’da uzun bir geçmişe sahip maden işçiliğinin yüzyıllar boyunca değişik sanat evrelerinde gösterdiği gelişme, tipolojik bir sınıflandırmaya olanak verecek zenginlikteki koleksiyonda en küçük dekoratif objeden anıtsal kapılara varacak biçimde sıralanmaktadır.

 

Müze koleksiyonundaki ahşap eserler de oldukça önemlidir. Selçuklu ve Beylikler dönemine ait pek çok kapı ve pencere kanadı, sanduka ve rahle, günümüze pek az örneği ulaşabilmiş bu sanat döneminin seçkin mirasını oluşturmaktadır. Bugün Selçuklu ve Osmanlı yapılarından gelen çini ve alçı kabartma eserler ile Abbasi Dönemi’nin ünlü başkenti Samarra’daki saraylardan kurtarılabilen duvar resimleri ise, müzenin diğer zenginliklerindendir.

 

Müzenin erken İslâm ve Selçuklu dönemlerine ait diğer bir önemli koleksiyonu da taş eserlerden oluşmaktadır. Emevi ve Abbasi dönemine ait sütun başlıkları, mimari yapı elemanları, mesafe taşları ve kitabelerin yanı sıra, Selçuklu Dönemi’nin taşa uygulanmış en ünlü figürlü kompozisyonları da bu koleksiyonda yer almaktadır.

 

Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ en yeni bölümü ise “Etnografya” başlığı altında daha yakın tarihlere 18 – 19. ve 20. yüzyıl’ın ilk yarısına ait Osmanlı sosyal yaşamının değişik açılarını içeren koleksiyonları barındırmaktadır. Bu bölümde zengin bir işleme koleksiyonu, sosyal yaşamın önemli unsurlarından olan “Hamam”, “Kahve”, “Karagöz” gibi konulara ait kapsamlı koleksiyonlar, saha araştırması ile toplanmış, Türk halkının günlük yaşamını yansıtan çeşitli eşyalar ve Leyla Turgut terekesi ile zengin bir koleksiyon oluşmuştur.

Ziyaret Saatleri

Müze herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde dini bayramların birinci günü saat 09:00 – 13:30 saatleri haricinde her gün ziyarete açıktır.

İLETİŞİM

At Meydanı Sok. No:46 İbrahim Paşa Sarayı Sultanahmet / İstanbul Telefon :0 212 518 18 05-06